Adım annesi, gencecik üvey oğluna nasıl göbeğine kadar batıracağını öğretiyordu. Oda karanlıktı, ama içindeki ateş öyle bir yanıyordu ki her hareketi, her nefesi kıvılcım saçıyordu. Üvey oğlanın eli titriyordu ama arzusundan vazgeçmiyordu; annesinin yumuşacık amcığını parmaklarıyla açarken, gözlerinin içine bakarak “Nasıl istiyorsun?” diye soruyordu. Kadın ise aldırmadan sesini yükseltiyor, sanki yıllardır beklediği bu anın hazzını dışa vuruyordu. Göğüsleri kabarıyor, sarkık meme uçlarını parmaklarının ucuyla uyarırken mırıldanıyordu: “Kökle beni delice içime.”
Genç adam çekinmeden yarak sapını çıkarıp kadının sıcak amcığına dayadı. İlk sürtünmeler sertti ama acele etmedi; önce yumuşacık amcığını eliyle ıslatıyor, burnunun direği sızlayana kadar emiyor, sonra ağır ağır içine girmeye başladı. Kadının inleyişi odanın dört bir köşesine yayılıyordu. “Haydi be!” diye kükredi genç; yavaş yavaş derinleşiyor, amına tekme gibi dalıyordu. Teni tenine değiyor, ter damlaları sırtından aşağı süzülüyordu. Annenin dili damağına dolanıyor, deli gibi folloşa giriyorlardı.
Sonra tempo arttı; odada aralıksız acayip bir kuyruk sesi yankılanmaya başladı. Yarağın deli deli girerken çıkışı arasında kadın kıçını yukarı kaldırıp daha da derin bastırmasını istiyordu. Saniyeler avuçlarına değil kalbine kazındı artık; çığlıklar bazen fısıltıya dönüyor, bazen de yer sarsılır gibi kopuyordu. Gencecik oğlan onu fena halde köklüyor, anne ne yapacağını şaşırmışçasına bütün o haz ve acıyı yüzüne yansıtıyordu.
Son darbe geldiğinde ikisi de patlama noktasındaydı; kadın bacaklarını sıkı sıkıya sardı gence ve kendini bırakırken çıkan inleme bütün geceyi doldurdu. Yarağın son titreşimleri anneyi delicesine orgazma sürüklüyordu ve o anda üvey oğlanın içinde boşalmıştı bile… Ağır nefeslerle birbirlerine tutunmuş olarak yere çökmüşlerdi; aralarındaki yasak bağ nihayetinde tam anlamıyla kutlanmıştı. Her biri yeni bir günün kirli sırrını taşırken bedenleri hala titriyordu…